basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2008 Çarşamba

Ali Avgın/Maraş Gündem: İPLİK İTHALATINA YENİ VERGİLER GELDİ

Ülkemizde zor durumda olan Tekstil sektörüne hükümet bir katkı daha yaptı. Daha önce iplik ithalatına koyduğu 200 gün süreli dampinge yenisini ekleyerek iplik ithalatına vergi koydu

21 Ekim 2008 / 15:40

Türkiye de olduğu kadar Kahramanmaraş sanayisinin de can damarı olan Tekstil sektöründe son yıllarda ciddi bir daralma meydana gelmiş, yüzlerce işletme kapısına kilit vurmak zorunda kalmıştı.

ABD dolarının düşük olması ihracat yapan işletmelerde büyük sorunlara yol açarken aynı oranda ithalat patlamasına sebep olmuştu.

Bir süre önce Kahramanmaraş'ta bir çok iplikçi bir araya gelerek iplik ithalatına kota konulması yönünde bir çalışma başlatmış, hükümet 200 gün süreli bir damping uygulamasını başlatmıştı.

Bu gün resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni uygulamalarla ilgili düşüncelerini yazan yazarımız Ali Avgın'ın işte yazısı:


“Pamuk ipliği üretici firmaları uzun zamandır verdikleri mücadelenin sonucunu bu gün aldı.

İplik üreticileri, kullanıcı firmalar ve ithalatçılar ve bakanlık birlikte uzlaşarak “ Pamuk İpliği Koruma Vergisi “ ni çıkardılar. Vergi bu gün itibarı ile Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bakanlar Kurulu Kararına göre ithalata getirilen vergilerin oranı ve süresi şu şekildedir.

1) 1-24 Ne arası iplikler için %15,
2) 24 Ne üstü iplikler için % 20
3) Minumum vergi 0,35 Dolar/Kg. Maksimum vergi 1,00 Dolar/Kg

Söz konusu vergi oranları 2. ve 3. yıllarda tedricen azalarak % 14 - % 19 ile % 13 - % 18 olarak uygulanacak ve 3. yılın bitiminde sona erecektir.

Maksimum ve minumum vergiler ise aynen kalacaktır.

Verginin 3 yıl sonra sona ermesi ertesinde tekrar soruşturma yürütülerek yürürlüğe konulması mümkün olacaktır.

Ancak, bu durumda DTÖ korunma önlemleri anlaşması hükümlerine göre bazı sınırlamalar söz konusu olabilecektir.

Bilindiği üzere pamuk ipliğine 15,07,2008 tarihinde 200 gün süreyle kg başına 1,03 Dolar koruma tedbiri olarak vergi getirtilmişti.

Ancak iplik üreticileri getirilen bu geçici ithalat vergisine rağmen bir türlü istenilen verimi alamadılar.

Hatta ithalatçı daha açıkgöz davranarak, vergili pamuk ipliği yerine, vergi uygulanmayan kumaş ithalatı yapmaya başlamıştı. Dolayısı ile kumaş üreticileri de sıkıntılı günler yaşamaya başlamışlardı.

Şimdi ise geçici önlem yerine 3 yıl süre ile mamul cinslerine göre farklı vergiler getirilerek iplik üreticileri rahatlatılmak isteniyor. Umarız ki bu defa vergi hedefine ulaşır.

Şehrimizi de doğrudan ilgilendiren bu verginin tüm sektöre hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyoruz” demektedir.

Not: Sayın yazar önlemin uygulanmasını oldukça iyi açıklamış. Ancak gazetemizin giriş yazısında yanıldığı bir husus var. 200 günlük önlemin üzerine yeni bir tane gelmiş değil. 200 günlük olan geçici önlemdi, bu kesini.

Ekoyol: "Tekstili kurtarma hamlesi"

21.10.2008

Pamuk ipliği ithalat artışının yerli üretimde neden olduğu zarar ve tehdidinin ortadan kaldırılabilmesi amacıyla 3 yıl boyunca uygulanmak üzere yeni ek mali yükümlülük getirildi.


Bakanlar Kurulunun “Belirli Pamuk İpliği İthalatında Korunma Önlemi Uygulanması Hakkında Karar”ı Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, dikiş ipliği hariç ağırlık itibariyle yüzde 85 veya daha fazla pamuk içeren ve perakende olarak satılacak hale getirilmemiş olan pamuk ipliği ithalatında uygulanacak ek mali yükümlülük oranları, 15 Temmuz 2008-14 Temmuz 2009 arasında yüzde 20, 15 Temmuz 2009-14 Temmuz 2010 arasında yüzde 19, 15 Temmuz 2010-14 Temmuz 2011 arasında da yüzde 18 olacak. Ek mali yükümlülük birinci yıl için kilo başına en düşük 0,35 dolar, en yüksek 1 dolar, ikinci yıl en düşük 0,33 dolar, en yüksek 0,95 dolar ve üçüncü yıl en düşük 0,31 dolar, en yüksek 0,90 dolar olacak.

Tarife kontenjanı miktarı, ilgili ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli tarife kontenjanı kapsamı eşyanın tamamı için toplam 12 milyon 800 bin 285 kilo olacak. Ancak her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için verilecek tarife kontenjanı 4 milyon 266 bin 762 kiloyu geçmeyecek.

Milliyet Kobi: "Pamuk ipliği ithalatına korunma önlemi"

Pamuk ipliği ithalatında 3 yıl boyunca ek mali yükümlülük tahsil edilecek. Bakanlar Kurulunun "Belirli pamuk İpliği İthalatında Korunma Önlemi Uygulanması Hakkında Karar"ı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar, Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması ekinde yer alan Korunma Tedbirleri Anlaşması ve İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar çerçevesinde pamuk ipliği ithalatında yürütülen korunma önlemi soruşturması sonucunda alınan korunma önlemine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Karar ile Gümrük Tarife İstatistik (G.T.P) belirlenen eşyanın ithalat artışının ve ithalatının gerçekleşme koşullarının yerli üretimde neden olduğu ciddi zarar ve ciddi zarar tehdidinin ortadan kaldırılabilmesini teminen, ithalatta korunma önlemi olarak ek mali yükümlülük tahsil edilecek. G.T. P’u 52.05.12, 5205,22, 5205,32, 5205,42 hariç pamuk ipliğinde ek mali yükümlülük oranları 15 Temmuz 2008–14 Temmuz 2009 döneminde yüzde 20, 15 Temmuz 2009–14 Temmuz 2010 döneminde yüzde 19, 15 Temmuz 2010–14 Temmuz 2011 döneminde ise yüzde 18 olacak. Bu oranlar G.T. P’u 5205,12, 5205,22, 5205,32 ve 5205,42 olan pamuk iplikleri için sırasıyla yüzde 15, yüzde 14 ve yüzde 13 olarak uygulanacak.

Buna göre, ek mali yükümlülük birinci yıl için kilogram başına en düşük 0,35 ABD doları, en yüksek 1 ABD doları, ikinci yıl için en düşük 0,33 ABD doları, en yüksek 0,95 ABD doları, üçüncü yıl için de en düşük 0,31 ABD doları, en yüksek 0,90 ABD doları olacak.

TARİFE KONTENJANI

Kararla, belirlenen ülke ve gümrük bölgeleri menşeli, korunma önlemine tabi eşyanın , "Korunma önlemi uygulaması"ndan muaf tutulması amacıyla, tarife kontenjanı da açıldı.
Buna göre, tarife kontenjanı miktarı, belirlenen ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli eşyanın tamamı için toplam, 12 milyon 800 bin 285 kilogram olarak belirlendi. Ancak her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için verilecek tarife kontenjanı 4 milyon 266 bin 762 kilogramı geçemeyecek.

ANKA: "Pamuk ipliği ithalatına yeni ek vergi"

21.10.2008

Pamuk ipliği ithalat artışının yerli üretimde neden olduğu zarar ve tehdidinin ortadan kaldırılabilmesini amacıyla 3 yıl boyunca uygulanmak üzere yeni ek mali yükümlülük getirildi. Buna göre, pamuk ipliği ithalatında uygulanacak ek mali yükümlülük oranları birinci yıl yüzde 20, ikinci yıl yüzde 19, üçüncü yıl yüzde 18 olacak.

Pamuk ipliği ithalat artışının yerli üretimde neden olduğu zarar ve tehdidinin ortadan kaldırılabilmesi amacıyla 3 yıl boyunca uygulanmak üzere yeni ek mali yükümlülük getirildi.

Bakanlar Kurulunun "Belirli Pamuk İpliği İthalatında Korunma Önlemi Uygulanması Hakkında Karar"ı Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, dikiş ipliği hariç ağırlık itibariyle yüzde 85 veya daha fazla pamuk içeren ve perakende olarak satılacak hale getirilmemiş olan pamuk ipliği ithalatında uygulanacak ek mali yükümlülük oranları, 15 Temmuz 2008-14 Temmuz 2009 arasında yüzde 20, 15 Temmuz 2009-14 Temmuz 2010 arasında yüzde 19, 15 Temmuz 2010-14 Temmuz 2011 arasında da yüzde 18 olacak. Ek mali yükümlülük birinci yıl için kilo başına en düşük 0,35 dolar, en yüksek 1 dolar, ikinci yıl en düşük 0,33 dolar, en yüksek 0,95 dolar ve üçüncü yıl en düşük 0,31 dolar, en yüksek 0,90 dolar olacak. Tarife kontenjanı miktarı, ilgili ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli tarife kontenjanı kapsamı eşyanın tamamı için toplam 12 milyon 800 bin 285 kilo olacak. Ancak her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için verilecek tarife kontenjanı 4 milyon 266 bin 762 kiloyu geçmeyecek. (ANKA)
(NUR/NB/BÜN)

7 Ekim 2008 Salı

İKV'nin Gümrük Birliği Çerçevesinde Anti-Damping Uygulamalarına İlişkin Açıklaması Hakkında

İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV) anti-damping ve diğer ticari savunma aracı uygulamalarının Avrupa Topluluğu ile Türkiye arasındaki gümrük birliği dahilinde yerine ilişkin yayınladığı bilgi notu (http://antidamping.blogspot.com/2008/10/ikvden-gmrk-birlii-erevesinde-anti.html), Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk Kabaalioğlu'nun aynı hususa ilişkin açıklamaları (http://antidamping.blogspot.com/2008/10/abhabercom-ikvab-haksz-olarak-trkiye.html) ve konuyla ilgili basında çıkan bazı haberlere internet günlüğümüzde yer verdik.

İKV Sayın Kabaalioğlu'nun yönetimi altında Avrupa Birliği ve Türkiye makamlarıyla temaslar yaparak ilişkilerin sürdürülmesine yardımcı olmak, Birlik ile ilgili araştırma yapmak ve Türkiye'nin uyum çalışmalarına yardımcı olmak misyonunun ötesine geçerek Türk iş dünyasının hukuksal haklarının savunulması için çalışmalara da girişti. Gümrük birliğiyle yakından ilişkili olan vize sorunu, Türk vatandaşlarının serbest dolaşımı gibi konularda önemli etkinlik ve yayınlarda bulundu.

Anti-damping konusunda yapılan bu son açıklamayı da aynı çerçevede görmek gerekiyor. Sayın Kabaalioğlu gümrük birliği dahilinde anti-damping uygulamalarına son verilmesini talep ediyor. Ancak bizzat İKV tarafından hazırlanan bilgi notu da bunun için gerekli hukuksal ön koşulların karşılanmamış olduğunu ortaya koyuyor. Gerçeği söylemek gerekirse Türkiye etkin bir Devlet yardımlarını denetleme sistemi oluştursa bile Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik ticari savunma aracı uygulamalarına son verme yükümlülüğü yok. Zira gümrük birliği kararında yer alan ilgili hükümler bağlayıcı nitelikte değil

Üstelik Türkiye'nin Birlik'e adaylık süreci gümrük birliğiyle ilgili konuların katılım müzakerelerine entegre olmasına neden olmuş durumda. Bu da Ortaklık Konseyi ve Komitesi ile alt organların mevcut işleyişe ilişkin teknik sorunları ele alabileceğini, anti-dampingin kaldırılması gibi daha esaslı meselelerin ancak gümrük birliğinin diğer temel sorunlarıyla birlikte gündeme gelebileceğini gösteriyor. Dolayısıyla - Brüksel'in uluslararası ekonomiyle ilgili sıkıntıları bulunan ve Türkiye ile ilişkilerin pek dinamik olmadığı böyle bir dönemde - bu alanda fazla bir ilerleme kaydedileceğini zannetmiyorum.

Hürriyet: AB'nin "anti-damping" vergilerine tepki

Hürriyet
25 / 09 / 2008 16:57


İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Türk şirketlerinin, damping konusunda AB için, herhangi bir üçüncü ülke konumundaki ülkelerle aynı kategoride ele alındığını, bu durumun Gümrük Birliği içinde olan ve tam üyelik müzakerelerine başlayan bir ülkeye karşı kabul edilebilir tutum olmadığını bildirdi.

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Türk şirketlerinin, damping konusunda AB için, herhangi bir üçüncü ülke konumundaki ülkelerle aynı kategoride ele alındığını, bu durumun Gümrük Birliği içinde olan ve tam üyelik müzakerelerine başlayan bir ülkeye karşı kabul edilebilir tutum olmadığını bildirdi.

İKV'nin, AB'nin Türkiye menşeli ürünlere uyguladığı anti-damping vergisi hakkındaki duyurusunda, Gümrük Birliğine rağmen AB'nin haksız olarak Türkiye menşeli bazı ürünlere karşı anti-damping vergisi uygulamaya devam ettiği belirtildi.
Duyuruda, şöyle denildi:

"Bu uygulamalar, 1996 yılında ülkemiz ile AB arasında gerçekleştirilen Gümrük Birliğinin gerek lafzına ve ruhuna, gerekse Türkiye-AB ortaklık anlaşmalarında dampinge karşı uygulanacak önlemlerin alınmasına ilişkin öngörülen usul ve esaslara aykırıdır. Öncelikle Gümrük Birliği, taraflar arasında gümrük vergileri ve eş etkili her türlü tedbirin kaldırıldığı, ortak gümrük tarifesinin uygulandığı, Türkiye'nin AB'nin ortak ticaret politikasına ve malların serbest dolaşımı ile ilgili tüm teknik mevzuatına uyum sağlamayı üstlendiği bir ekonomik entegrasyonu ifade etmektedir."

AB'nin halen Türkiye menşeli ürünlerde damping yapıldığı iddiası var ise, buna karşı önlemleri ortaklık anlaşmalarında öngörülen usule göre alması gerektiği kaydedilen duyuruda, bu hükümlerin tatbikatına ilişkin usullerin belirlenmesi konusunun, hükümetler tarafından Gümrük Birliği sonrasında sık sık gündeme getirildiği, fakat bugüne kadar somut bir ilerleme sağlanamadığına dikkat çekildi.

Türk şirketlerinin, bugün gelinin noktada, Türkiye-AB Gümrük Birliği ve ortaklık anlaşmalarına rağmen damping konusunda AB için herhangi bir üçüncü ülke konumundaki ülkelerle aynı kategoride ele alındığı ve aynı prosedürlere göre yaptırıma tabi tutulduğu görüşünün aktarıldığı duyuruda, şunlar kaydedildi:

"Bu durum, Gümrük Birliği içinde olan ve tam üyelik müzakerelerine başlamış bir ülkeye karşı kabul edilebilir bir tutum olmaktan uzaktır. Bu itibarla, AB'nin en kısa zamanda Türk menşeli ürünlere karşı anti-damping uygulamalarına son vermesi ve konunun Ortaklık Konseyinde çözüme kavuşturulması, Türkiye-AB ilişkilerinin sağlıklı ve hukuki gereklerine uygun olarak yürümesi ve aynı zamanda ülkemizin AB'ye ihracatı bakımından önem arz etmektedir. Aynı şekilde Türkiye'nin de, bu alanda müzakere sürecinde üstlendiği eksik kalan yükümlülüklerini bir an önce yerine getirmesi gerekmektedir."

Cumhuriyet: AB'nin anti-damping vergisine tepki

Cumhuriyet
15:15:41 26.09.2008
İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV), AB'nin Türkiye menşeli ürünlere uyguladığı anti-damping vergisi hakkındaki duyurusunda, Gümrük Birliğine rağmen AB'nin haksız olarak Türkiye menşeli bazı ürünlere karşı anti-damping vergisi uygulamaya devam ettiği belirtildi. Duyuruda, şöyle denildi:

"Bu uygulamalar, 1996 yılında ülkemiz ile AB arasında gerçekleştirilen Gümrük Birliğinin gerek lafzına ve ruhuna, gerekse Türkiye-AB ortaklık anlaşmalarında dampinge karşı uygulanacak önlemlerin alınmasına ilişkin öngörülen usul ve esaslara aykırıdır. Öncelikle Gümrük Birliği, taraflar arasında gümrük vergileri ve eş etkili her türlü tedbirin kaldırıldığı, ortak gümrük tarifesinin uygulandığı, Türkiye'nin AB'nin ortak ticaret politikasına ve malların serbest dolaşımı ile ilgili tüm teknik mevzuatına uyum sağlamayı üstlendiği bir ekonomik entegrasyonu ifade etmektedir."

AB'nin halen Türkiye menşeli ürünlerde damping yapıldığı iddiası var ise, buna karşı önlemleri ortaklık anlaşmalarında öngörülen usule göre alması gerektiği kaydedilen duyuruda, bu hükümlerin tatbikatına ilişkin usullerin belirlenmesi konusunun, hükümetler tarafından Gümrük Birliği sonrasında sık sık gündeme getirildiği, fakat bugüne kadar somut bir ilerleme sağlanamadığına dikkat çekildi.

Türk şirketlerinin, bugün gelinin noktada, Türkiye-AB Gümrük Birliği ve ortaklık anlaşmalarına rağmen damping konusunda AB için herhangi bir üçüncü ülke konumundaki ülkelerle aynı kategoride ele alındığı ve aynı prosedürlere göre yaptırıma tabi tutulduğu görüşünün aktarıldığı duyuruda, şunlar kaydedildi: "Bu durum, Gümrük Birliği içinde olan ve tam üyelik müzakerelerine başlamış bir ülkeye karşı kabul edilebilir bir tutum olmaktan uzaktır. Bu itibarla, AB'nin en kısa zamanda Türk menşeli ürünlere karşı anti-damping uygulamalarına son vermesi ve konunun Ortaklık Konseyinde çözüme kavuşturulması, Türkiye-AB ilişkilerinin sağlıklı ve hukuki gereklerine uygun olarak yürümesi ve aynı zamanda ülkemizin AB'ye ihracatı bakımından önem arz etmektedir. Aynı şekilde Türkiye'nin de, bu alanda müzakere sürecinde üstlendiği eksik kalan yükümlülüklerini bir an önce yerine getirmesi gerekmektedir."

İHA: AB'ye "Antidamping" eleştirisi

İSTANBUL 26.09.2008 10:46:49

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), AB'nin Türkiye menşeli ürünlere uyguladığı antidamping uygulamasının, usul ve esaslara aykırı olduğunu bildirdi.

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), AB'nin Türkiye menşeli ürünlere uyguladığı antidamping uygulamasının gümrük birliğinin gerek lafzına ve ruhuna, gerekse Türkiye-AB ortaklık anlaşmalarında dampinge karşı uygulanacak önlemlerin alınmasına ilişkin öngörülen usul ve esaslara aykırı olduğunu bildirdi.

İKV'den yapılan açıklamada, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin 1963 yılından bu yana ortaklık anlaşması çerçevesinde süregeldiği, 1996 yılı itibariyle gümrük birliği tesis edildiği ve 2005 yılında da Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başladığı hatırlatıldı.

Ancak gümrük birliğine rağmen AB'nin haksız olarak Türkiye menşeli bazı ürünlere karşı antidamping vergisi uygulamaya devam ettiği belirtilen açıklamada şöyle denildi:"Bu uygulamalar 1996 yılında ülkemiz ile AB arasında gerçekleştirilen gümrük birliğinin gerek lafzına ve ruhuna, gerekse Türkiye-AB ortaklık anlaşmalarında dampinge karşı uygulanacak önlemlerin alınmasına ilişkin öngörülen usul ve esaslara aykırıdır. Türkiye'nin gümrük birliği sürecinde gerçekleştirdiği ticari ve ilgili mevzuat uyumuna rağmen, AB'nin halen Türkiye menşeli ürünlerde damping yapıldığı iddiası var ise, buna karşı önlemlerin ortaklık anlaşmalarında öngörülen usule göre alması gerekmektedir.

Bu hükümlerin tatbikatına ilişkin usullerin belirlenmesi hususu, Hükümetlerimiz tarafından gümrük birliği sonrasında sık sık gündeme getirilmiş, fakat bugüne kadar maalesef somut bir ilerleme sağlanamamıştır.

Sonuç olarak bugün gelinen noktada Türk şirketleri Türkiye-AB Gümrük Birliği ve ortaklık anlaşmalarına rağmen, damping konusunda AB için herhangi bir üçüncü ülke konumundaki ülkelerle aynı kategoride ele alınmakta ve aynı prosedürlere göre yaptırıma tabi tutulmaktadır. Bu durum, gümrük birliği içinde olan ve tam üyelik müzakerelerine başlamış bir ülkeye karşı kabul edilebilir bir tutum olmaktan uzaktır.

Bu itibarla, AB'nin en kısa zamanda Türk menşeli ürünlere karşı antidamping uygulamalarına son vermesi ve konunun Ortaklık Konseyinde çözüme kavuşturulması Türkiye-AB ilişkilerinin sağlıklı ve hukuki gereklerine uygun olarak yürümesi ve aynı zamanda ülkemizin AB'ye ihracatı bakımından önem arz etmektedir."

ABHaber.com: İKV:AB haksız olarak Türkiye menşeli bazı ürünlere anti-damping uyguluyor

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI PROF. DR. HALǗK KABAALİOĞLU’NUN AÇIKLAMASI

AB’NİN TÜRKİYE MENŞELİ ÜRÜNLERE UYGULADIĞI ANTİ-DAMPİNG VERGİSİ HAKKINDA DUYURU

Bilindiği üzere, ülkemiz ile AB arasındaki ilişkiler 1963 yılından bu yana Ortaklık Anlaşması çerçevesinde süregelmekte, 1996 yılı itibariyle Gümrük Birliği tesis edilmiş bulunmakta ve 2005 yılında da AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamış bulunmaktayız. Ancak gümrük birliğine rağmen AB haksız olarak Türkiye menşeli bazı ürünlere karşı anti-damping vergisi uygulamaya devam etmektedir.

Bu uygulamalar 1996 yılında ülkemiz ile AB arasında gerçekleştirilen gümrük birliğinin gerek lafzına ve ruhuna, gerekse Türkiye-AB ortaklık anlaşmalarında dampinge karşı uygulanacak önlemlerin alınmasına ilişkin öngörülen usul ve esaslara aykırıdır. Öncelikle, gümrük birliği, taraflar arasında gümrük vergileri ve eş etkili her türlü tedbirin kaldırıldığı; Ortak Gümrük Tarifesinin uygulandığı; Türkiye’nin AB’nin Ortak Ticaret Politikasına ve malların serbest dolaşımı ile ilgili tüm teknik mevzuatına uyum sağlamayı üstlendiği bir ekonomik entegrasyonu ifade etmektedir. Ayrıca Türkiye, gümrük birliği kararının gereği olarak, AB mevzuatıyla tam uyumlu Rekabetin Korunması Hakkında Kanunu ve diğer ilgili mevzuatı çıkararak ve etkin uygulayarak teşebbüsler arasındaki fiyat anlaşmalarını ve ilgili piyasadaki hakim teşebbüslerin aşırı düşük fiyatlarla ürün satmalarını önlemektedir. Devlet yardımları (sübvansiyonlar) konusunda ise, AB kurallarına aykırı devlet yardımlarını uygulamadan kaldırmış olmakla birlikte, bu yardımların denetlenmesini sağlayacak bir denetleme ve izleme birimi henüz oluşturmamıştır. Bu alanda tam uyumun sağlanabilmesi için esasen 3. Ulusal Programda 2008 yılının son çeyreğinde hayata geçirilmesi öngörülen bu yapılanmanın bir an önce tamamlanması gerekmektedir.

İkinci olarak, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliğini düzenleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararında (md. 44) ve Katma Protokolde (md. 47) damping veya diğer rekabete aykırı uygulamalara karşı korunma tedbirlerinin alınması koşulları ve gümrük birliği sürecinde bunların ortadan kaldırılabilmesi için ne tür düzenlemelerin yapılacağı hususunda özel düzenlemelere yer verilmiştir. Dolayısıyla eğer AB’nin halen Türkiye menşeli ürünlerde damping yapıldığı iddiası var ise, buna karşı önlemleri ortaklık anlaşmalarında öngörülen usule göre alması gerekmektedir. Ancak bu hükümlerin tatbikatına ilişkin usullerin belirlenmesi hususu, Hükümetlerimiz tarafından gümrük birliği sonrasında sık sık gündeme getirilmiş, fakat bugüne kadar maalesef somut bir ilerleme sağlanamamıştır. Sonuç olarak bugün gelinen noktada Türk şirketleri Türkiye-AB gümrük birliği ve ortaklık anlaşmalarına rağmen, damping konusunda AB için herhangi bir üçüncü ülke konumundaki ülkelerle aynı kategoride ele alınmakta ve aynı prosedürlere göre yaptırıma tabi tutulmaktadır.

Bu durum, gümrük birliği içinde olan ve tam üyelik müzakerelerine başlamış bir ülkeye karşı kabul edilebilir bir tutum olmaktan uzaktır. Bu itibarla, AB’nin en kısa zamanda Türk menşeli ürünlere karşı anti-damping uygulamalarına son vermesi ve konunun Ortaklık Konseyinde çözüme kavuşturulması Türkiye-AB ilişkilerinin sağlıklı ve hukuki gereklerine uygun olarak yürümesi ve aynı zamanda ülkemizin AB’ye ihracatı bakımından önem arz etmektedir. Aynı şekilde Türkiye’nin de bu alanda müzakere sürecinde üstlendiği eksik kalan yükümlülüklerini bir an önce yerine getirmesi gerekmektedir.

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

ABHaber, 25-09-2008 19.00 (TSİ)

6 Ekim 2008 Pazartesi

İKV'den Gümrük Birliği Çerçevesinde Anti-Dampinge İlişkin Not

Ülkemizin AB ve AB-Türkiye ilişkileri konusunda uzman sivil toplum kuruluşu İktisadi Kalkınma Vakfı 15 Eylül 2008 tarihinde anti-damping uygulamalarının taraflar arasındaki gümrük birliği dahilinde yerine ilişkin bir not yayınladı. Açıklama yapan İKV olunca bilgilendirme basının da ilgisini çekti. İKV Brüksel temsilcisi Haluk Nuray tarafından hazırlanan not aşağıdaki şekilde:

TÜRKİYE-AB GÜMRÜK BİRLİGİ KAPSAMINDA ANTİ DAMPİNG
ÖNLEMLERİNİN UYGULANABİLME NEDENLERİ HAKKINDA NOT

Türkiye-AB Gümrük Birligi’nde taraflar birbirine anti damping önlemler uygulayabiliyor.

Teorik olarak, mükemmel isleyen bir gümrük birliginde anti-damping önlemlerin uygulanması tabii ki düsünülemez. Çünkü, bu tanım dahilinde, rekabet ve devlet yardımları mevzuat ve uygulamalarının da tamamen uyumlu olacagı varsayılmaktadır.

Öte yandan, daha en bastan itibaren Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliginin “mükemmel” olmadıgının kabul edildigi anlasılmaktadır. Katma Protokolün 47nci maddesi, gümrük birligi yükümlülüklerinin yerine getirilecegi bu geçis dönemi boyunca taraflar arasındaki ticarette “damping” olabilecegini varsayarak, bu durumda ne yapılacagına iliskin usul ve esasları uzun ve detaylı bir biçimde açıklamaktadır.

Yirmi iki yıllık sürenin sonu gelip, Türkiye’nin belli yükümlülüklerini tamamladıgı bu noktada dahi rekabet ve devlet yardımları alanlarında uyumun tam olarak gerçeklesmedigi (tekstil sektörü hariç) tespit edilmis ve bu durumda ne sekilde davranılacagı Gümrük Birligi Kararı’nın 45 ila 47’inci maddeleri arasında hükme baglanmıstır.

Bu hükümlere göre;
a) Gümrük Birligi Kararı’nın yürürlüge girmesinden sonra da, anti damping önlemlerin uygulanması konusunda Katma Protokol’ün 47nci maddesi ile getirilen usuller yürürlükte kalacaktır (yani taraflar birbirlerine karsı anti damping önlemler uygulayabilecektir / GB Kararı madde 44.2);
b) (anti dampingin de içerisinde oldugu) ticari koruma araçları, ancak Türkiye rekabet, devlet yardımlarının denetimi ve Tek Pazar hakkındaki diger ilgili mevzuata uyum sagladıgı ölçüde kaldırılacaktır.

Ticari koruma araçlarının kaldırılabilmesi için Türkiye’nin Devlet Yardımlarının izlenmesi için bagımsız bir kurul olusturması (yardımı veren ve denetleyen kurumlar farklı olmak üzere); sayılan alanlardaki mevzuatını AB ile uyumlu hale getirmesi ve etkili uygulama (effective enforcement) yapması gerekmekteydi. On iki yıldır bu alanlarda adım atılmadıgı için sanayimiz hala daha anti damping uygulamaları ile karsı karsıya kalmaktadır.

Bu ortamda, Türkiye, gümrük birligi alanındaki “biricik” konumuna ragmen, anti damping konusunda üçüncü ülkelerle aynı muameleye tabi tutulmak gibi çarpık bir durumla karsı karsıya kalmıstır.

Kağıt üzerinde kalan küçük bir ayrıcalık: Ön bilgilendirme

Durumun uygunsuzlugunun farkında olsalar gerek ki, Komisyon yaptıgı tek taraflı bir deklarasyon ile Türkiye’ye özel bir ön bilgilendirme prosedürü yaratmayı ve mümkün oldugu ölçüde anti damping vergi uygulamak yerine fiyat taahhütlerini kabul etmeyi taahhüt etmistir. Ama ne yazık ki, en bastan itibaren bu maddede belirtilen ön bilgilendirme mekanizması iyi çalısmamıstır. Dolayısıyla Türkiye açısından herhangi bir avantaj ya da iyilestirmeye yol açmamıstır. Uygulamada herhangi bir Cuma günü ön bildirim mektubu Brüksel’de Daimi Temsilcilige geliyor; ancak anti damping önlem Pazartesi gününün resmi gazetesinde yayınlanmıs oluyor. Yani “ön uyarı” kagıt üzerinde kalıyor. En bastan itibaren yeteri güçte itiraz edilmedigi için de, bu sistem artık yerlesik uygulama haline gelmis durumdadır. Aslında anti damping uygulamaları konusundaki sorunların çözümü diger pek çok teknik konuda oldugu
gibi Ortaklık Konseyi’nde yatıyor. Ancak Ortaklık Konseyi bugüne kadar bu tür sorunlara çözüm üretecek sekilde çalıstırılmadı.

Demir ve Alasımsız Çelikten Tüp ve Borular’da AB tarafından uygulanmakta
olan anti damping önlemlere iliskin bilgiler

AB Komisyonu ESTA (Avrupa Çelik Boru Üreticileri Birligi) tarafından yapılan basvuru üzerine, 26 Eylül 2007 tarihinde “demir veya alasımsız çelikten tüp ve borular”ın diger ülkelerle birlikte Türkiye’den ithalinde (2002 yılından beri uygulanmakta olan) anti-damping önlemleri için nihai gözden geçirme ve ara gözden geçirme sorusturması baslatmıstır. 30 Mayıs 2008 tarihinde sorusturmaya iliskin ülkemizin görüsü Komisyon’a iletilmistir. 6 Agustos tarihinde Komisyon tarafından Türkiye’ye, ilgili firmalarımıza degisik oranlarda damping vergisi öngören “genel bildirim” metni iletilmis ve bu metin çerçevesindeki olabilecek ilave yorumlar ile firmalarımızın taahhüt önerileri talep edilmis, 9 Eylül 2008 tarihinde ilave yorumlar Komisyon yetkili servislerine iletilmistir. Bundan sonra Komisyon tüm görüsleri inceleyerek, gerekli gördügü düzeltmeleri yapacak ve sorusturma en fazla 15 ay sürebildiginden en geç 26 Aralık 2008 tarihine kadar kesin bulguları/önlemleri açıklayacaktır. Bu çerçevede alınan önlemler normalde bes sene daha yürürlükte kalabilecek olup, bir seneden sonra ihracatçı ya da üreticilerden gelecek bir talep olursa ve Komisyonca uygun görülürse gözden geçirme sorusturması açılıp, önlemlerin degistirilmesi ya da kaldırılabilmesi mümkündür.

27 Eylül 2008 Cumartesi

Ekoyol: "İthalatta haksız rekabet önlemi"

27 Ağustos 2008 09:42

Yerli üreticinin korunması amacıyla, Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı menşeli mobilya donanımları ithalatında dampinge karşı vergi uygulanacak.

Hindistan'dan polietilen tereftalat (pet) filmleri ithalatında da yüzde 6,14-21,81 teminat alınacak.

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın (DTM) ithalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin 2 tebliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) menşeli, ''8302.10, 8302.42 ve 8302.50'' gümrük tarife istatistik pozisyonunda (GTP) bulunan ''adi metallerden menteşeler, mobilyalar için diğer donanım ve tertibatlar ile askılıklar'' için, 2004 yılından itibaren 1,39 ABD Doları/kg ve 0,508 ABD Doları/kg tutarında dampinge karşı vergi uygulanmaya başlanmasına karşın, yerli üreticiler, Çin Tayvanı, Malezya ve Endonezya'dan yapılan ithalatın dampinge karşı önlemi etkisiz kıldığına yönelik şikayette bulundu. Söz konusu üç ülke için soruşturma başlatılırken, bu yıl Mayıs ayında geçici önlem uygulamaya kondu.

DTM İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma sonuçlandırılırken, Malezya, Endonezya ve Çin Tayvanı'ndan yapılan söz konusu ürünlerin ithalatı ile ''Çin'den ithalatta uygulanan dampinge karşı önlemlerin etkisiz kılındığı'' belirlendi.

Yapılan belirlemeler sonucunda, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu'nun kararı ve Bakan'ın onayı ile Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı menşeli olarak beyan edilen ve/veya Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı çıkışlı ürünlerin ithalatında, ÇHC için geçerli mevcut dampinge karşı vergi genişletilerek yürürlüğe kondu.

Buna göre, Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı'ndan yapılacak ''8302.10, 8302.42 ve 8302.50'' GTP numaralı, ''adi metallerden menteşeler, mobilyalar için diğer donanım ve tertibatlar ile askılıklar'' ithalatında da kg başına 1,39 ABD Doları, 0,508 ABD Doları tutarında dampinge karşı vergi uygulanmaya başlanacak.

Çin Tayvanı'nda yerleşik ve soruşturma kapsamında işbirliğinde bulunan King Slide Works Co. Ltd., Sun Chain Trading Co. Ltd., Sun Chain Metal Industry Co. Ltd., Sen Chine Industry Co. Ltd., Sheng Shye Industry Co. Ltd. ve Gslide Corporation firmalarından ''8302.42.00.00.00'' GTİP numaralı ''bilyalı çekmece rayları''ithalatında, dampinge karşı vergi uygulanmayacak.

Soruşturma sürerken Mayıs ayında yürürlüğe konulan geçici önlemlerin kesin önleme dönüştürülerek tahsil edilmesine karar verilirken, önlemleri etkisiz kılmayı amaçlayan işlemlerden haberdar olduğu ve/veya bu işlemlere iştirak ettiği tespit edilen 9 ithalatçı firma için kesin önlem, geçici önlemin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün süre ile geriye dönük uygulanacak.

Buna göre, gümrük idareleri, geçici önlemleri kesin önleme dönüştürerek tahsil edecek ve ''Atakan Dış Ticaret Ltd. Şti., Azim Hırdavat İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Can Hırdavat San. Tic. Ltd. Şti., Erbalcı Yapı Malzemeleri Tic. ve San.A.Ş., Form Ticari ve Sınai Ürünler San. ve Dış Tic. A.Ş., Güven-İş Menteşeleri Nusret ve Nurettin Kinin, Oğuz El Aletleri ve Makina San. A.Ş., Sentar İnşaat ve Turizm Dış Ticaret Ltd. Şti., Teta Dış Ticaret A.Ş. ve Yakıcı Hır. Ayd. Mob. Eş. ve Amb. Mal. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'' firmaları için söz konusu kesin önlemi, geçici önlemin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün süre ile geriye dönük uygulayacak.

-HİNDİSTAN'DAN PET FİLMLERİ İTHALATI

Yerli üretim dalı tarafından yapılan başvuru üzerine Hindistan menşeli ''polietilen tereftalat (PET) filmler''in ithalatına ilişkin olarak Şubat ayında açılan sübvansiyon soruşturması kapsamında da geçici karar alındı.

Soruşturma kapsamında, iş birliğine gelen firmalarla ilgili olarak kendileri için münferiden hesaplanmış bulunan oranlarda, iş birliğine gelmeyen firmalar için ise her bir programla ilgili olarak iş birliğine gelen firmalar için hesaplanan en yüksek oranların toplamı kadar teminat şeklinde geçici önlem yürürlüğe konulmasına karar verildi.

Buna göre, Hindistan menşeli ''3920.62.19.00.00'', ''3920.69.00.00.00'' ve ''3921.90.19.00.00'' GTP numaralı ürünlerin ithalatında, SRF Limited firması için CİF bedelin yüzde 6,14'ü, Uflex Limited firması için yüzde 12,35'i, Ester Industries Ltd. firması için yüzde 9,93, diğer firmalar için de yüzde 21,81 teminat uygulanacak.

Teminat uygulanmasına yönelik geçici önlem, soruşturma ile ilgili kesin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına kadar, azami 4 ay süreyle yürürlükte kalacak.

Gümrük idareleri, gümrük tarife pozisyon numaraları, tanımı, menşe/çıkış ülkesi ve üretici/ihracatçıları belirtilen eşyanın ithalatında, belirlenen oranda teminat alacak.

http://www.ekoyol.com/haber/20080827/Ithalatta-haksiz-rekabet-onlemi.php

Dünya: "Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı menşeli mobilyalara vergi"

Dünya Online
27.08.2008

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın DTM ithalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin 2 tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı

ANKARA - Yerli üreticinin korunması amacıyla, Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı menşeli mobilya donanımları ithalatında dampinge karşı vergi uygulanacak. Hindistan'dan polietilen tereftalat (pet) filmleri ithalatında da yüzde 6,14-21,81 teminat alınacak.

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın (DTM) ithalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin 2 tebliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğe göre, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) menşeli, "8302.10, 8302.42 ve 8302.50" gümrük tarife istatistik pozisyonunda (GTP) bulunan "adi metallerden menteşeler, mobilyalar için diğer donanım ve tertibatlar ile askılıklar" için, 2004 yılından itibaren 1,39 ABD Doları/kg ve 0,508 ABD Doları/kg tutarında dampinge karşı vergi uygulanmaya başlanmasına karşın, yerli üreticiler, Çin Tayvanı, Malezya ve Endonezya'dan yapılan ithalatın dampinge karşı önlemi etkisiz kıldığına yönelik şikayette bulundu. Söz konusu üç ülke için soruşturma başlatılırken, bu yıl Mayıs ayında geçici önlem uygulamaya kondu. DTM İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma sonuçlandırılırken, Malezya, Endonezya ve Çin Tayvanı'ndan yapılan söz konusu ürünlerin ithalatı ile "Çin'den ithalatta uygulanan dampinge karşı önlemlerin etkisiz kılındığı" belirlendi. Yapılan belirlemeler sonucunda, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu'nun kararı ve Bakan'ın onayı ile Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı menşeli olarak beyan edilen ve/veya Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı çıkışlı ürünlerin ithalatında, ÇHC için geçerli mevcut dampinge karşı vergi genişletilerek yürürlüğe kondu.

Buna göre, Endonezya, Malezya ve Çin Tayvanı'ndan yapılacak "8302.10, 8302.42 ve 8302.50" GTP numaralı, "adi metallerden menteşeler, mobilyalar için diğer donanım ve tertibatlar ile askılıklar" ithalatında da kg başına 1,39 ABD Doları, 0,508 ABD Doları tutarında dampinge karşı vergi uygulanmaya başlanacak. Çin Tayvanı'nda yerleşik ve soruşturma kapsamında işbirliğinde bulunan King Slide Works Co. Ltd., Sun Chain Trading Co. Ltd., Sun Chain Metal Industry Co. Ltd., Sen Chine Industry Co. Ltd., Sheng Shye Industry Co. Ltd. ve Gslide Corporation firmalarından "8302.42.00.00.00" GTİP numaralı "bilyalı çekmece rayları"ithalatında, dampinge karşı vergi uygulanmayacak. Soruşturma sürerken Mayıs ayında yürürlüğe konulan geçici önlemlerin kesin önleme dönüştürülerek tahsil edilmesine karar verilirken, önlemleri etkisiz kılmayı amaçlayan işlemlerden haberdar olduğu ve/veya bu işlemlere iştirak ettiği tespit edilen 9 ithalatçı firma için kesin önlem, geçici önlemin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün süre ile geriye dönük uygulanacak. Buna göre, gümrük idareleri, geçici önlemleri kesin önleme dönüştürerek tahsil edecek ve "Atakan Dış Ticaret Ltd. Şti., Azim Hırdavat İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Can Hırdavat San. Tic. Ltd. Şti., Erbalcı Yapı Malzemeleri Tic. ve San.A.Ş., Form Ticari ve Sınai Ürünler San. ve Dış Tic. A.Ş., Güven-İş Menteşeleri Nusret ve Nurettin Kinin, Oğuz El Aletleri ve Makina San. A.Ş., Sentar İnşaat ve Turizm Dış Ticaret Ltd. Şti., Teta Dış Ticaret A.Ş. ve Yakıcı Hır. Ayd. Mob. Eş. ve Amb. Mal. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti." firmaları için söz konusu kesin önlemi, geçici önlemin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün süre ile geriye dönük uygulayacak.

Yerli üretim dalı tarafından yapılan başvuru üzerine Hindistan menşeli "polietilen tereftalat (PET) filmler"in ithalatına ilişkin olarak Şubat ayında açılan sübvansiyon soruşturması kapsamında da geçici karar alındı. Soruşturma kapsamında, iş birliğine gelen firmalarla ilgili olarak kendileri için münferiden hesaplanmış bulunan oranlarda, iş birliğine gelmeyen firmalar için ise her bir programla ilgili olarak iş birliğine gelen firmalar için hesaplanan en yüksek oranların toplamı kadar teminat şeklinde geçici önlem yürürlüğe konulmasına karar verildi.

Buna göre, Hindistan menşeli "3920.62.19.00.00", "3920.69.00.00.00" ve "3921.90.19.00.00" GTP numaralı ürünlerin ithalatında, SRF Limited firması için CİF bedelin yüzde 6,14'ü, Uflex Limited firması için yüzde 12,35'i, Ester Industries Ltd. firması için yüzde 9,93, diğer firmalar için de yüzde 21,81 teminat uygulanacak. Teminat uygulanmasına yönelik geçici önlem, soruşturma ile ilgili kesin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına kadar, azami 4 ay süreyle yürürlükte kalacak. Gümrük idareleri, gümrük tarife pozisyon numaraları, tanımı, menşe/çıkış ülkesi ve üretici/ihracatçıları belirtilen eşyanın ithalatında, belirlenen oranda teminat alacak.

16 Eylül 2008 Salı

Hakan Üzeltürk'ten Hatalı Bir Yorum Daha: "Dış Ticaret Müsteşarlığının Cevabı"

Hakan Üzeltürk
Dünya, 26 Ağustos 2008


Bu köşede 15.8.2008 tarihinde yazdığım "İplik ithalatında hukuka aykırı uygulama" başlıklı yazımın sonunu Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu bakanlık acaba bu konuda ne düşünmektedir? diye bitirmiştim. Sağolsunlar, cevap vermişler ve kamunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bazı düzeltmeler talep etmişler. Temel olarak şunları söylüyorlar:

1. 11.8.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2008/7 sayılı İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ pamuk ipliği ithalatında ek mali yükümlülüğün tahsilini doğuran bir düzenleme değildir. Yazıda iddia edildiği gibi sözkonusu tebliğde Dış Ticaret Müsteşarlığı herhangi bir ek mali yükümlülük doğuran tasarrufta bulunmamıştır. Bu konudaki yetki Bakanlar Kurulu'ndadır. Sözkonusu tebliğ ile Bakanlar Kurulu'na öneride bulunulacağı duyurulmuştur. Üstelik bu karar Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın değil, İthalatta Korunma Önlemleri Değerlendirme Kurulu'nun kararıdır.

2. Bakanlar Kurulu'nun ek mali yükümlülük koyması hususundaki yetkisinin Anayasa'ya aykırı olduğuna dair düşünce bizzat Anayasa Mahkemesi tarafından uygun bulunmamış ve reddedilmiştir.

3. Dış Ticaret Müsteşarlığı yazımızın ikinci kısmıyla ilgili olarak, 6 Ekim 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan "İhracat, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2007/8)" ile 14 Ocak 2000 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan aynı isimli İhracat 2000/1 tebliğinin 6(B) (e) maddesinin değişmesi kapsamında sözkonusu tebliğ ile doğrudan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük konmasına ve kaldırılmasına ilişkin hükümler getirilmediğini, bu tebliğ ilgili kanunların ve 99/13812 sayılı Bakanlar Kurulu kararının müsteşarlığa verdiği yetki çerçevesinde yayımlandığını belirtmektedir.

Görüldüğü üzere Dış Ticaret Müsteşarlığı 15.8.2008 tarihli yazımız konusunda kamuoyunun yanlış bilgilendirildiği görüşündedir. Oysa açıklamalarımız kamuyu doğru bilgilendirme ilkesi çerçevesinde yapılmış açıklamalar olup hukukun üstünlüğü ilkesi esas alınarak hazırlanmaktadır. Amaç da vergi ve hukukun birlikte düşünülmesi ve uygulanmasıdır. Buna göre:

1. Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın "yazıda iddia edildiği gibi sözkonusu tebliğde Dış Ticaret Müsteşarlığı herhangi bir ek mali yükümlülük doğuran tasarrufta bulunmamıştır. Bu konudaki yetki Bakanlar Kurulu'ndadır" ifadesi doğru değildir. Zira biz de bu konudaki yetkinin Bakanlar Kurulu'nda olduğunu yazımızın dördüncü paragrafında belirttik. Bunun yanında bu yönde bir karar alındığı da metinden anlaşılmaktadır. Zira tebliğin 3. maddesinde noktalı virgüllerle ayrılan ifadelere bakıldığında "üç yıl süreyle ek mali yükümlülük şeklinde korunma önlemi uygulanmasına" ifadesi yer almaktadır. Son kısımda mali yükümlülüğün tutarı ve muafiyet konusunda Bakanlar Kurulu'na öneride bulunulacağı belirtilmiştir. Aksinin iddia edilmesi durumunda müsteşarlığın zaman zaman yazılarımızda dile getirdiğimiz metin ifadelerinin doğru yazılması konusunu düşünmesi gerekmektedir.

2. Bu kararın kurul kararı olduğu iddiasının tebliğin başında yazan Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan ifadesi karşısında bir anlamı bulunmamaktadır.

3. Anayasa Mahkemesi kararları da mahkeme kararıdır. Her mahkeme kararında olabileceği gibi verilen her kararın kanuna uygun olsa bile hukuka uygun olduğu söylenemez. Bir yetkinin kanun olan Anayasa'da yer alması hukuka uygun olmasını gerektirmediğinden Anayasa Mahkemesi kararına rağmen bu yetki hukuka aykırıdır.

4. Son kısımla ilgili konu da aynı yönde olup her yetkinin hukuka uygun olduğu intibaına kapılmamak gerekmektedir. Bu nedenle yapılan çalışma ve düzenlemelerin kanuna uygun olması yanında mutlaka hukuka uygun olup olmadığının da incelenmesi gerekmektedir.

Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın ifade ettikleri doğru olsaydı biz de köşemizin adını "Vergi ve Hukuk" değil "Vergi ve Kanun" yapardık.

Hakan Üzeltürk'ten Hatalı Bir Yorum: "İplik İthalatında Hukuka Aykırı Uygulama"

Hakan Üzeltürk
Dünya, 15 Ağustos 2008

Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yürütülen tekstilcilerle iplik üreticilerini ilgilendiren soruşturmanın tamamlanması sonucunda alınan karar yeni bir hukuka aykırılığı gündeme getirdi.

Soruşturmaya esas teşkil eden ve özellikle Çin'den yapılan ucuz iplik ithalatında ithalat rakamlarının %12.5 seviyesine çıkması üzerine 10 ilin ticaret ve sanayi odalarının başvurusu üzerine konuyu değerlendiren Dış Ticaret Müsteşarlığı geçici koruma yöntemi olarak üç yıl süreyle ek mali yükümlülük alınmasına karar verdi. İthalatın sonuçları bakımından ucuz ithalat karşısında iplik üreticilerinin zarar görmeleri ve faaliyetlerini devam ettirememeleri, tekstilciler bakımından ise maliyetlerin düşmesi sözkonusuydu. Bununla birlikte konunun bu şekilde sonuçlanmasında sektörün geleceğinin de dikkate alınarak varılan uzlaşma etkili olmuştur.

Ek mali yükümlülük yoluyla yapılan korumacılık sektör açısından doğru olabilir. Fakat vergi, resim harç ve benzeri mali yükümlülükler koyma yetkisi bakımından hukuken problem vardır. Dış ticaretin düzenlenmesi kapsamında vergiler konusunda Bakanlar Kurulu'na Anayasamızın 167. maddesinin 2. fıkrası ile yetki verilmiştir. Buna göre, "Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kurulu'na yetki verilebilir."

11 Ağustos 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/7 sayılı "İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ" ile getirilen ek mali yükümlülük düzenlemesinde 15.7.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13857 sayılı Bakanlar Kurulu kararının eki İthalatta Geçici Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar'a atıf yapmaktadır.

Anayasamızın vergilerle ilgili 73. maddesinde yer alan kanunilik ilkesi sözkonusu iken Dış Ticaret Müsteşarlığı yapmış olduğu düzenlemelerle vergilerin sınırlarını çizmekte, kapsamını daraltıp genişletmekte ve dolayısıyla Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin bile hukuka aykırı olduğu bir ortamda yasama organı olan TBMM'ye ait olan bir yetkiyi kullanmaktadır. Son zamanlarda verginin kapsamında yapılan oynamalarla yasama organının yetkisinin yürütme organı tarafından kullanıldığı hatta müsteşarlıkların bu düzenlemeleri yaptığı görülmekte, bir önlem alınmamakta, ama bir hukuk devleti olduğumuz ve bunun korunması gerektiği, değiştirilemeyecek hükümler arasında olduğu her fırsatta hem hükümet hem de muhalefet partileri ve yargı organları tarafından ifade edilmektedir. Bu düzenlemelerle hukuk devleti ilkesinin vergiler bakımından içi boşaltılmaktadır. Burada Bakanlar Kurulu'na verilen yetki dahi Anayasa'da yer almasına karşın doğru değildir. Yasama organına ait bir yetkinin yürütme organı tarafından kullanılmasına kanun ile izin verilmesi dahi bunun hukuka aykırılığını gidermez. Bu nedenle Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından çıkarılan bir tebliğ ile getirilen düzenleme hukuka aykırıdır.

Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından daha önce de benzer uygulamalar yapılmıştır. Müsteşarlık, 6 Ekim 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "İhracat, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2007/8)" ile 14 Ocak 2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan aynı isimli İhracat 2000/1 Tebliği'nin 6(B)(e) maddesini değiştirmiştir. Bu değişikliklerle hem istisna düzenlemeleri getirilmiş hem de geçici madde ile geriye dönük düzenlemeler yapılmıştır. Bu hukuka aykırı tebliğ düzenlemeleri ile sadece oluşturulan yeni durumlar değil eski tarihli işlemler de etkilenmiş, böylece hukuka aykırılık bariz bir hale gelmiştir. Şimdi yine bir başka hukuka aykırılık aynı makam tarafından yapılmaktadır. Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu bakanlık acaba bu konuda ne düşünmektedir?

Hakan Üzeltürk Korunma Önlemleri Konusunda Hatalı

Tanınmış bir vergi hukuku uzmanı olan Hakan Üzeltürk Dünya gazetesindeki köşesinde Ağustos ayında iki yazı yayınladı: "İplik ithalatında hukuka aykırı uygulama" ve "Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın cevabı". Üzeltürk Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın korunma önlemleri çerçevesinde ithalata ilişkin olarak ek mali yükümlülük getiremeyeceğini dile getiriyor, bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia ediyordu. İlk yazısını Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakanlık'tan yanıt isteyerek kapatıyor Üzeltürk. Gelen yanıta istinaden kaleme aldığı ikinci yazısında ise Müsteşarlık'ın dikkatine sunduğu Anayasa Mahkemesi kararı karşısında bile ikna olmadığını aşağıdaki sözlerle dile getiriyor:

"Anayasa Mahkemesi kararları da mahkeme kararıdır. Her mahkeme kararında olabileceği gibi verilen her kararın kanuna uygun olsa bile hukuka uygun olduğu söylenemez. Bir yetkinin kanun olan Anayasa'da yer alması hukuka uygun olmasını gerektirmediğinden Anayasa Mahkemesi kararına rağmen bu yetki hukuka aykırıdır."

Üzeltürk'ün kendi yorumunu Anayasa Mahkemesi'nin kararından üstün görmesine bir diyeceğimiz yok. Ancak hukuka uygunluk ve kanunu uygunluk seklinde yaptığı ayrım havada kaldığı gibi "kanun olan Anayasa" gibi bir ifade kaleme almış olması bu tip konularda yazma selahiyeti konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Gelgelelim Üzeltürk'ün temel iddiası da yanlış zaten. Zira atıfta bulunduğu hukuksal belgeleri okumaya tenezzül etmemiş. Bakın neler yazıyor:

"Ek mali yükümlülük yoluyla yapılan korumacılık sektör açısından doğru olabilir. Fakat vergi, resim harç ve benzeri mali yükümlülükler koyma yetkisi bakımından hukuken problem vardır. Dış ticaretin düzenlenmesi kapsamında vergiler konusunda Bakanlar Kurulu'na Anayasamızın 167. maddesinin 2. fıkrası ile yetki verilmiştir. Buna göre, "Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kurulu'na yetki verilebilir."

11 Ağustos 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/7 sayılı "İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ" ile getirilen ek mali yükümlülük düzenlemesinde 15.7.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13857 sayılı Bakanlar Kurulu kararının eki İthalatta Geçici Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar'a atıf yapmaktadır.

Anayasamızın vergilerle ilgili 73. maddesinde yer alan kanunilik ilkesi sözkonusu iken Dış Ticaret Müsteşarlığı yapmış olduğu düzenlemelerle vergilerin sınırlarını çizmekte, kapsamını daraltıp genişletmekte ve dolayısıyla Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin bile hukuka aykırı olduğu bir ortamda yasama organı olan TBMM'ye ait olan bir yetkiyi kullanmaktadır."

Oysa 2008/7 sayılı Tebliğ'de 2008/13857 sayılı Bakanlar Kurulu kararına atıfta bulunulmuyor. Tebliğ aynen şöyle diyor:

"Bu Tebliğin amacı, 23/5/2008 tarihli ve 26884 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin 2008/5 sayılı Tebliğ ile başlatılan ve 10/5/2004 tarihli ve 2004/7305 sayılı Kararnamenin eki İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar ve İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği çerçevesinde yürütülen korunma önlemi soruşturması sonucunda İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulunca alınan kararın ilgili taraflara duyurulmasıdır."

Söz konusu Bakanlar Kurulu kararı ile bu soruşturma çerçevesinde geçici önlem alınmış durumda. Bu tebliğ ise kesin önleme ilişkin. Ve bu belgelerin incelenmesi Üzeltürk'ün iddiasını çökertiyor. Nasıl mı?

1. DTM yetki gaspı yapmış durumda değil. Zira ek mali yükümlülük getirmiyor. Açıkça yazdığı gibi "Bakanlar Kurulu’na öneride bulunulmasına karar vermiştir." Üstelik bu kararı veren de DTM değil, İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu.

2. Bakanlar Kurulu'nun da ek mali yükümlülük getirmesi hukuka aykırı değil. Zira Anayasa'nın hükme bağladığı gibi TBMM tarafından kanunlarla kendisine tanınmış bir yetki. Bu husus da Bakanlar Kurulu kararlarında gayet net bir şekilde yer alıyor. Örneğin Üzeltürk'ün atıfta bulunduğu kararda:

"Ekli “İthalatta Geçici Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar”ın yürürlüğe konulması; Devlet Bakanlığının 18/6/2008 tarihli ve 24602 sayılı yazısı üzerine, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Kanunun 1 inci, 14/5/1964 tarihli ve 474 sayılı Kanunun 2 nci, 6/5/1986 tarihli ve 3283 sayılı Kanunun 2 nci, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Kanunun 55 inci maddeleri ile 2/2/1984 tarihli ve 2976 sayılı Kanun hükümlerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 23/6/2008 tarihinde kararlaştırılmıştır."

Görüldüğü üzere Üzeltürk internette ulaşılabilen yasal belgeleri okumadan hukuka aykırılık iddialarında bulunuyor. Üzücü bir durum.

Üzeltürk'ün yazıları: http://antidamping.blogspot.com/2008/09/hakan-zeltrkten-hatal-bir-yorum-iplik.html,

11 Eylül 2008 Perşembe

Referans: "Tekstilde yeni ürünler dünya gündeminde"

Referans
22.08.2005 Anadolu Basın Merkezi

SUSEB Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Şankaya:


Dampingli ithalata karşı ciddi önlemler alındığını bildiren Şankaya, dünya sentetik sektörünün Çin'in aşırı kapasitelerle devreye girmesinin ardından daralan talebi genişletebilmek ve rekabet avantajı yaratabilmek için yeni ürün ve üretim teknikleri arayışına gittiğini bildirdi.


Dünyadaki eğilimin Türkiye'de iki yönde ortaya çıktığını ifade eden Şükrü Şankaya, bunların mevcut kapasitelerinin yükseltilmesi ve teknik tekstillerde iddialı konuma gelmek olduğunu söyledi. Şankaya, "Bunun başlıca nedeni Türkiye'nin AB'ye girmeden Birliğin teşvik mekanizmalarını kabul etmesi sonucu yeni yatırımları teşvik edememesidir" dedi. 2002 yılındaki toplam sentetik ithalatının 456 bin 929 ton, 2003'te ise 469 bin 956 ton olduğu bilgisini veren Şankaya, 2004'te sentetik iplik ve elyaf ithalatında ödenen tutarın 752 milyon dolar, 2003'te ise 616 milyon dolar olduğunu ifade etti. Şankaya, hammaddede Çin'in izlediği politikalar nedeniyle geçen yıl büyük iniş ve çıkışlar yaşanmasına rağmen üretim ve istihdamda yükseliş olduğunu belirtti.

KDV ve enerji maliyetleri düşmeli
Şankaya "Kısa, orta ve uzun vadeli testil politikasına ihtiyaç var. Türk tekstilinin ayakta kalması için başka bir elzem nokta da Çin başta olmak üzere dampingli ithalata karşı alınacak önlemler konusunda bir politika oluşturulmasıdır. AB'nin tekstil politikalarının ülkemize verdiği zararın giderilmesi için ciddi koruyucu farklılıklar yaratılması; üretim faktörlerinin, yanı KDV ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor" dedi.

SUSEB Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Şankaya:Dampingli ithalata karşı ciddi önlemler alındığını bildiren Şankaya, dünya sentetik sektörünün Çin'in aşırı...

Yorum: Sayın SUSEB Başkanı KDV ve enerji maliyetlerine dikkati çekmekte haklı, ancak korumacılık talebine hak veremiyoruz.

10 Eylül 2008 Çarşamba

GSO: "Pamuk İpliği İthalatına Koruma Önlemi"

Gaziantep Sanayi Odası
13 Ağustos 2008


Gaziantep ve Kayseri Sanayi Odaları ile, Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman, Isparta, Uşak, Niğde, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odaları tarafından, Dış ticaret müsteşarlığı nezdinde pamuk ipliği ithalatına yönelik korunma önlemi soruşturması açılmış ve soruşturma tamamlanarak 11 Ağustos 2008 tarihli resmi gazetede yayımlanarak karara bağlanmıştır.

Buna göre 52.05 başlığında sınıflandırılan; dikiş ipliği hariç, ağırlık itibariyle % 85 veya daha fazla pamuk içeren ve perakende olarak satılacak hale getirilmemiş olan, pamuklu dokuma ve örgü kumaş sanayinde temel girdi olarak kullanılan pamuk ipliğinin ithalatında 3 (üç) yıl süreyle ek mali yükümlülük şeklinde korunma önlemi uygulanacaktır.

Soruşturma kapsamında “İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulunca” Kahramanmaraş ve Gaziantep’te bulunan pamuk ipliği üreticisi firmalar ve İstanbul ile Denizli’de bulunan pamuk ipliği kullanıcısı firmaların üretim tesislerinde yerinde inceleme yapılmıştır. Ayrıca yerli üreticilerin, ithalatçıların, ihracatçıların, yabancı ülke temsilciliklerinin ve diğer ilgili taraflardan da görüşler alınmıştır.

Kurulun yapmış olduğu soruşturma neticesinde, 52.05 Gümrük tarife numarasındaki pamuk ipliğinin ithalatının özellikle son dönemde ani ve önemli oranda arttığı; bu artışın yerli üreticilerin ekonomik göstergelerinde bozulmalara neden olduğu, ithalat dışındaki faktörlerin söz konusu bozulma üzerinde etkisi olmadığı belirtilmektedir.

Ayrıca, soruşturma yapılan 52.06 ve 52.07 Gümrük tarife numarasındaki pamuk ipliklerinin ithalatında yerli üretim üzerinde ciddi zarar ve ciddi zarar tehdidi oluşturacak ve korunma önlemi alınmasını gerektirecek koşulların oluşmadığı belirtilmiştir.

http://www.gso.org.tr/default.asp?syf=haber_detay&haber_id=1218607900
Not: GSO haberi birçok gazeteden daha iyi vermiş!

Sabah: "'İplikçiler, anti damping önlemlerini fırsat bilip etik olmayan zam yaptılar'"

Sabah
02:05:11 22.07.2008



Dış ticaret Müsteşarlığı 'nın (DTM ) başlattığı pamuk ipliği ithalatına karşı korunma soruşturması sürerken, 200 günlüğüne ithal pamuk ipliğine karşı getirilen ek mali yükümlülükler tartışma yarattı. Örme Sanayicileri Derneği (ÖRSAD) Başkanı Fikri Kurt dün bir yazılı açıklama yaparak, yerli iplik Sanayini soruşturmanın başlamasından kısa bir süre sonra ipliğe zam yaptığını ve bunu 'şık ve etik' bulmadıklarını söyledi. Kurt, 'Kendilerinden talebimiz ve beklentimiz; durgunluğun had safhada olduğu Temmuz-Ağustos boyunca ipliğe zam yapmamalarıdır' dedi. Kurt, sektörün en önemli girdi kalemi olan pamuk ipliğinin öncelikle yerli Sanayi tarafından karşılanmasını istediklerini vurgularken, 'Ancak koruma önleminin yürürlüğe girmesinden hemen sonra, bazı iplikçilerin, elektrik zamlarını gerekçe göstererek, ipliğe zam yapmaya başladıkları yönünde duyumlar alıyoruz. Bu durum bizi üzüyor. İplik, örme ve konfeksiyon sektörü bir zincirin halkalarıdır. Halkalardan biri zayıflarsa, zincir kopar. Bu gerçekten hareketle, keyfe keder zamlardan kaçınalım. Zam fırsat değil, bindiği dalı kesmektir' değerlendirmesinde bulundu.

HİÇBİR MANASI YOK

Buna karşılık Sini ve Sentetik İplik Üreticileri Birliği (SUSEB) Başkanı Eray Sanver , herhangi bir zam dalgasının söz konusu olmadığını söyleyerek, şöyle devam etti: 'Bizim hammaddemiz petrol türevleri. Petrol fiyatlarının durumu ortada. Elektriğe gelen zam ortada. Bu şartlar altında bir süredir zaten fedakârlıklarla yürüyen sektörde maliyete göre zam yapmak anlaşılabilir bir şey. Ne yapalım ayakta kalmak için? Üreticiler her türlü dengeyi gözetmeye çalışıyor. Bu konjonktürde böyle bir suçlamanın manası yok. Üç kuruşluk menfaat için bir ülkenin kaynaklarına, ekonomisine böyle yapılmaz.'

Şevket Sürek: "İplik ithalatındaki 1.03 dolarlık koruma yumuşatıldı"

Şevket Sürek
Referans, 30.07.2008



Hatırlayacaksınız, bir süre önce iplik sanayicileri Dış Ticaret Müsteşarlığı'na (DTM) müracaat ederek "İthal ipliğe antidamping vergisi" koydurtmak istemişlerdi. DTM İthalat Genel Müdürlüğü uzmanları yaptıkları inceleme sonrasında "200 gün sürede ve kiloda 1.03 dolar geçici koruma önlemi" için bakanlar kuruluna bir teklif sunmuşlar, teklif onaylanmış ve uygulama başlamıştı.

Uygulamanın ardından ithalatçılar, Hazır Giyim ve Konfeksiyoncular şiddetli tepki koydular. DTM İthalat Genel Müdürlüğü Uzmanlarının ev sahipliğinde yapılan seri toplantılar sonrasında nihayet bir mutabakat sağlanarak Pamuk İpliği İthalatındaki 1.03 dolarlık geçici koruma önlemi değiştirilerek yumuşatıldı.

Mutabakata göre, 2 ila 9 numaraya kadar ithal edilecek pamuk ipliklerinde yüzde 9, 9 ila 25 numaraya kadar olan ipliklerde yüzde 15 ve 25 numara üstü ipliklerde ise yüzde 20 oranında vergi uygulanması karara bağlandı. Ayrıca bu oranların kilogram fiyatlarla olan bağlantıları 1 doların üzerinde olmayacağı gibi, 0.35 dolardan da az olmayacak. Bir başka önemli gelişme 200 günlük uygulama 3 yıl olarak değişti ve koruma önlemi niteliğini kaybederek antidamping vergisine dönüştü. Karar Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girecek ve böylece halen geçerliği olan 1.03 dolarlık önlem uygulamadan kalkacak.

Anlaşmaya rağmen gerek pamuk ipliği üreticilerini ve gerekse hazır giyim ve konfeksiyoncuları memnun etmeyen bu gelişme sonuçlarını yakın bir gelecekte verecek.
Nedir bu sonuçlar?

Pamuk iplikçiler kendi açılarından batkılarında haklıydılar. Zira çok miktarda iplik ithalatı vardı ve bu iplikler ihracatçı ülkelerin hükümetlerinden sübvansiyon alıyorlar ve güçle yüklü miktarlarda iplik ve kumaş hammadde fiyatına Türkiye'ye giriyordu. Bu tablonun sonucunu sizlere geçen hafta "184 iplik fabrikası kapandı" haberimizle vermiştik.

Yasa uygulamaya girdiğinde iplik sanayicileri beklediklerini pek alamayacaklar. Uygulanacak yeni yapı daha önce de defalarca yazdığım gibi Dahilde İşleme Belgeli ithalatı patlatacak. İplik ithalatı daha çok örme ve dokuma kumaşa kayacak ve iplikçilerin attıkları taş ürküttükleri kurbağaya değmeyecek. Üstelik, yapacakları her zam büyük tepki ile karşılanacak.

İplikçiler varılan sonuçtan memnun değiller ve olacakların farkındalar. Bu nedenle "Uygulama sadece iplikte kalmamalı hazır giyim, konfeksiyon ürünleri ile birlikte ham, örme ve dokuma kumaşlara da uygulanmalıdır" şeklinde yine tartışma yaratacak ve hayli gürültü koparacak bir başka çıkışın hazırlığındalar.

Madalyonun diğer tarafındaki ithalatçılar, hazır giyim ve konfeksiyoncular da tepki koymakta kendi açılarından haklıydılar. Ucuz ithal hammadde ile rekabet edebiliyorlardı. Kararın ardından, zaten dahilde işleme belgesiyle ithalat yaptıklarından onların cephesinde bir değişim olmayacak. Bu uygulama yürürlüğe girmeden büyük sorunları ve başka dertleri vardı. Evet düşük kur onlara ithalatta bir fırsat sunuyordu ama aynı zamanda da ihracatta fiyat tutturmalarını engelliyordu . TGSD başkanı Ahmet Nakkaş'ın geçen hafta içerisinde yaptığı "Son 4 yılda 10 bine yakın küçük ve büyük üretici firma kapandı" açıklaması manidardır ve henüz uygulamaya alınmamış olan ithalde koruma önlemi veya antidamping ile alakası olmayan bir durumdur. Bu aşamada "uygulama daha başlamadan hazır giyim ve konfeksiyoncu bu hale geldiyse sonrasında neler olacaktır?" sorusunu gündeme getirmektedir. Onları da memnun etmeyen bu karar daha uzun süre tartışılacaktır.

Görülüyor ki, 1.03 dolarlık geçici koruma önlemi yumuşatılsa da taraflar yumuşamayacak ve korkarım yakın gelecekte sesler tekrar yükselecek.

Evrensel: "Pamuk ipliği ithalatına ek mali yük"

Evrensel
12 Ağustos Salı, 2008


İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu, pamuk ipliğinde yürütülen koruma önlemi soruşturmasında yüzde 85’ten az pamuk içeren ve perakende satış için hazırlanmamış pamuk ipliklerinin önlemsiz kapatılmasına, yüzde 85 veya daha fazla pamuk içeren ve perakende olarak satılacak hale getirilmemiş olan pamuk ipliklerinde ise üç yıl süre ile ek mali yükümlülük getirilmesine karar verdi.

Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu yüzde 85’ten az pamuk içeren ve perakende satış için hazırlanmamış olan ipliğin ithalatı soruşturmasının önlemsiz kapatılmasını, yüzde 85’ten veya daha fazla pamuk içeren ve perakende satılacak hale getirilmemiş olan pamuk ipliklerinin ithalatında ise ek mali yükümlülük getirilmesini kararlaştırdı. Ek mali yükümlülük birinci yıl en yüksek kilogram başına en yüksek 1 dolar, en düşük 0.35 dolar, ikinci yıl en yüksek 0.95 dolar, en düşük 0.33 dolar, üçüncü yıl ise en yüksek 0.90 dolar, en düşük 0.30 dolar olacak. Ayrıca Kurul gelişmekte olan ülkelere muafiyet tanınması konusunda Bakanlar Kuruluna öneride bulunacak.

Pamuk İpliği İthalatında Korunma Önlemi Soruşturmasına İlişkin Sonuç Raporu’nda ise, 2007 yılında 432 milyon 425 bin dolar değerinde 141 bin 342 ton, bu yılın Ocak-Mayıs döneminde ise 173 milyon 686 bin dolarlık 54 bin 643 ton yüzde 85 veya daha fazla pamuk içeren ipliğinin ithal edildiği kaydedildi. 2005 ve 2006 yıllarında yüzde 63.6 ve yüzde 46.9 düzeylerinde gerçekleşen ithalat artış oranı özellikle 2007 yılında yüksek seviyelere ulaşarak, bir önceki yıla göre yüzde 120 oranında artış gösterdiği görüldü. İthalatın, piyasa payını sürekli olarak artırdığı belirlenirken, 2003 yılında yüzde 2.6 olan piyasa payı 2006’da yüzde 5.6’ya ulaştı. 2007 yılında ise iki katından fazla bir artışla yüzde 12.5’e yükseldi. 2003 yılında yüzde 2.2 olan ithalatının yerli üretime oranı 2006 yılında yüzde 4.8’e çıktı. 2007 yılında ise bu oran ithalattaki önemli artışın etkisiyle büyük bir sıçrama yaparak yüzde 10.8’e ulaştı. (Ankara/ANKA)