telafi edici önlemler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
telafi edici önlemler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Kanada'dan Paslanmaz Çelik Tellerde Yeniden Soruşturma

Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı 15 Mayıs 2008 tarihinde Kore Cumhuriyeti, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri menşeli belirli paslanmaz çelik tellere ilişkin olarak yürürlükte bulunan dampinge karşı önlem ve Hindistan menşeli aynı ürüne ilişkin olarak yürürlükte bulunan telafi edici önlem çerçevesinde yeniden soruşturmalar başlattı. Yeniden soruşturmalar kapsamında önleme tabi ürünlerin normal değerleri ve ihraç fiyatları ile Hindistan menşeli olanlar durumunda sübvansiyon tutarları tekrar belirlenecek. Önlemler 2004 yılından beri yürürlükteydi.


Yeniden soruşturma çerçevesinde Ajans'ın soru formlarına ithalatçıların 15 Haziran, ihracatçıların 23 Haziran'a kadar yanıt vermesi gerekiyor. Soru formlarına eksiksiz yanıt veren ve doğrulama yapılmasını kabul eden ithalatçılar işbirliğine gelmiş addedilecek. İşbirliğine gelmeyen Kore, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri'nde mukim ithalatçılara ihraç fiyatının % 181'i oranında dampinge karşı vergi, Hindistan'da mukim ithalatçılara ton başına 13,857 rupi telafi edici vergi uygulanacak.


Taşıma bantlarının imalatı ile petrol ve doğalgaz sanayisinde kullanılan tellere ilişkin anti-damping vergisi iadesi talimatı soruşturmadan etkilenmeyecek. İade vergilerin % 35'ten fazla olan kısmı için geçerli.


Soruşturma normal koşullarda 8 Ekim tarihinde tamamlanacak.


Kanada'da zararın saptanmasından Kanada Uluslararası Ticaret Divanı, dampingin saptanması ve önlemlerin uygulanmasından Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı sorumlu.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

DTÖ'den DRAM İhtilafında Hakem Kararı

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından tayin edilen hakem DS336 sayılı "Japonya - Kore'den Dinamik Rasgele Erişimli Hafızalara ilişkin Telafi Edici Vergiler" ihtilafında kararını verdi. David Unterhalter isimli hakem tarafından hazırlanan 5 Mayıs 2008 tarihli rapor Kore ile Japonya arasında İhtilafların Halli Organı'nın tavsiye ve kararlarının uygulanılması için "makul bir süre"nin ne olduğu konusunda ortaya çıkan anlaşmazlığı çözüme kavuşturmuş oldu.


İhtilafların Halli Organı 17 Aralık 2007'de Temyiz Organı ve bunun tarafından değiştirilen haliyle Panel raporlarını kabul ederek Japonya'nın Kore menşeli dinamik rasgele erişimli hafızalara (DRAM - Dynamic Random Access Memory) ilişkin olarak yürütmüş olduğu sübvansiyona karşı soruşturmada DTÖ kurallarını ihlal etmiş olduğuna hükmetmiş ve telafi edici önlemin makul bir süre dahilinde düzeltilmesini istemişti. Soruşturmanın tekrarlanması ve yeni bir karar alınması gerektiğini ifade eden Japonya'ya göre makul süre 15 ay iken haksız önlemden zarar görmekte olan Kore'ye göre beş aydı. Rapor ise İhtilafların Halli Organı'nın karara varmasından itibaren geçmiş bulunan süreyi ve Japonya'nın tamamlaması gereken prosedürleri dikkate alarak makul süreyi sekiz ay iki hafta olarak tespit etti. Buna göre Japonya'nın kararı uygulaması için 1 Eylül 2008'e kadar vakti var. Aksi taktirde Kore'nin karşı önlemler alması gündeme gelebilecek.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Serbest Ticaret ve Ticari Savunma Araçları: Türkiye’nin Durumu

Küreselleşme sürecinin etkisiyle serbest ticaret günümüzde sadece ülkemizin iktisadi hayatının değil, günlük yaşantımızın da bir parçası haline gelmiş durumda. Ne ithalattan ne de ihracattan vazgeçmek mümkün olmadığı gibi biri olmadan ötekini gerçekleştirmeye de imkan yok. Serbest ticaret ülkenin dünya piyasalarıyla bütünleşmesini sağlayarak üreticilere yeni pazarların kapılarını açıyor, tüketicilerin ayağına yeni seçenekleri getiriyor. Böylelikle ulusal kaynakların en etkin ve verimli şekilde kullanılması temin edilmiş oluyor ve toplumsal refahımız artıyor.

Buna karşılık yurtdışından gelen mallara her zaman “Bırakınız geçsinler.” demek mümkün değil. Nasıl serbest piyasa ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesi borçlar, ticaret ve rekabet hukuku gibi kuralları gerekli kılıyorsa serbest ticaretin de gerektirdiği kendine özgü düzenlemeler var. Merkezinde Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ile Tarifeler ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (GATT) yer aldığı ve ülkemizin de mensubu bulunduğu çoktaraflı ticaret sistemi işte bu düzenlemeleri kapsıyor.

DTÖ kuralları arasında haksız rekabet yaratan veya aniden artış gösteren ithalatın yerli üreticilere zarar vermesi veya bu tehlikeyi doğurması ihtimaline karşı başvurulabilecek bir dizi önlem de yer alıyor. Ticari savunma araçları olarak adlandırılan bu önlemler anti-damping, telafi edici önlemler ve korunma önlemlerinden oluşuyor.

GATT Madde VI ve Uygulanmasına dair Anlaşma bir şirketin bir malı kendi piyasasına sürdüğü fiyattan daha düşük bir fiyata ihraç etmesi, yani damping yapması durumunda malın satıldığı ülkenin ithalatta haksız rekabetin önlenmesi için bir soruşturma açıp gerekli görüldüğünde ilgili şirkete karşı telafi edici bir gümrük vergisi koymasına imkan tanıyor. Bu uygulamaya kısaca anti-damping adı veriliyor.

DTÖ Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması ise hükümetler tarafından verilen ihracat performansına bağlı veya üretimde ithal mal yerine yerli girdilerin kullanılmasını teşvik eden sübvansiyonları yasaklıyor. Yasak olmayan, buna karşın yine de diğer ülkelerin menfaatlerine zarar veren sübvansiyonlara karşı bu sübvansiyonları veren hükümetlerle istişarelerde bulunulabiliyor veya aynen anti-dampingte olduğu gibi soruşturma açarak telafi edici önlemler getirilebiliyor.

Yerli üreticilere zarar veren ithalatın dizginlenmesi için illahi dampingli veya sübvansiyonlu olması gerekmiyor. Korunma Önlemleri Anlaşması ithalattaki ani artışların yürütülecek bir soruşturma sonucunda yerli üreticilere ciddi zarar verdiğinin anlaşılması durumunda ithalatın geçici olarak kısıtlanması mümkün. Kısıtlama gümrük vergilerinin arttırılması, kantitatif sınırlamalar, yani kotalar getirilmesi veya bu ikisinin bir karması şeklinde olabiliyor.

Korunma önlemleriyle yakından ilgili bir konu ise gözetim. Gözetim bir malın ithalatının geçmişe dönük veya ileriye yönelik olarak yakında izleme altına alınması anlamına geliyor. İleri yönelik uygulamalarda önleme tabi malın ithalatı, diğer gümrük işlemlerinin yanı sıra ilgili makam tarafından düzenlenen gözetim belgelerinin arz edilmesine bağlı hale geliyor. Dolayısıyla ithalat prosedürleri artıyor ve zorlaşıyor. Gözetim önlemleri aynı zamanda korunma riskinin habercisi işlevini görüyor. DTÖ İtlalat Lisansları Prosedürleri Anlaşması bu tür işlemlerin genel olarak basit, şeffaf ve öngörülebilir tutulmasını hükme bağlıyor.

Türkiye dünyada ticari savunma araçlarını en çok kullanan ülkelerden bir tanesi. DTÖ istatistiklerine göre Anti-Damping Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1995’ten 30 Haziran 2007’ye kadar geçen sürede açılan toplam 3097 soruşturmadan 109’u Türkiye’de başlatılmış. Aynı dönemde ve daha önce açılıp karara bağlanan toplam 1997 kesin önlemden 110’u da ülkemize ait. Bu Türkiye’yi açılan soruşturmalarda dünya 10’uncusu, kesin önlemlerde ise yedincisi yapıyor (Tabi dünya ticaret hukuku içerisinde Avrupa Birliği’nin tek bir taraf olarak kabul edildiğini unutmamak lazım.). Türkiye’nin ihracatçılarına ilişkin olarak en çok önlem aldığı ülke ise 41 seferle Çin. DTÖ istatistiklerinin kapsadığı dönemden sonra ülkemiz Çin menşeli belirli ateş tuğlaları ile Çin ve Suudi Arabistan menşeli polyester elyafa ilişkin olarak iki anti-damping önlemi daha kabul etmiş durumda.

Korunma önlemlerine baktığımızda da benzer bir tablo ile karşılaşıyoruz. 1 Ocak 1995 ile 31 Ekim 2007 arasında 11’i Türkiye tarafından olmak üzere toplam 159 korunma soruşturması açılmış. Kesin önlemlerin sayısı 82, bunların yedisi Türkiye’den. DTÖ istatistiklerinin kapsadığı dönemden sonra gözlük çerçevelerine ilişkin olarak kabul edilmiş bir korunma önlemi daha var. Ülkemiz açılan soruşturmalarda dünya üçüncülüğünü, alınan önlemlerde ise dünya ikinciliğini Şili ile paylaşıyor.

Buna karşılık ülkemiz bugüne kadar hiçbir telafi edici önlem almamış durumda. Ancak sübvansiyona karşı soruşturmalarda sübvansiyon tutarının tespit edilmesine ilişkin usul ve esaslar kısa bir süre önce, 30 Ocak’ta kabul edildi ve ilk soruşturma da Hindistan menşeli polietilen tereftalat (PET) filmlere ilişkin olarak 6 Şubat’ta açıldı. Ticari savunma araçlarına ilişkin gelişmeleri bu konuda tuttuğum internet günlüğünden, yani “blog”dan takip etmek mümkün: http://antidamping.blogspot.com/.

Yerli üreticilerimizin ticari korunma araçlarına büyük ilgi gösterdiği, yetkili makam olan Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın da bu ilgiyi karşılıksız bırakmadığı ortada. Hatta duyduğumuz kadarıyla Müsteşarlık’ın İthalat Genel Müdürlüğü başvuru yağmuru altında.

Ancak ticari savunma araçlarının ortak özelliğinin geçici bir süre için uygulanabilmeleri olduğu unutulmamalı. Küreselleşen dünyada işletmeler için ayakta kalmanın yolu rekabet gücünü ayakta tutmaktan geçiyor. Ülkeler içinse serbest ticarete açık olmaktan.


Not: Daha önce Ticari Savunma Araçları'nda yayınlanan "Serbest Ticaret ve Ticari Korunma Önlemleri" başlıklı yazının genişletilmiş hali. Ege Ekonomisi (http://www.egeekonomisi.com/) ve Tarım Merkezi (http://www.tarimmerkezi.com/) sitelerinde 6 Mayıs 2008'de yayınlanmaya başlandı. Bu sitelerde yayınlanan diğer yazılarıma şuradan erişebilirsiniz: http://www.egeekonomisi.com/yazar_tumyazilar.php?hid=154

27 Nisan 2008 Pazar

Serbest Ticaret ve Ticari Savunma Araçları

Küreselleşme sürecinin etkisiyle serbest ticaret günümüzde sadece ülkemizin iktisadi hayatının değil, günlük yaşantımızın da bir parçası haline gelmiş durumda. Ne ithalattan ne de ihracattan vazgeçmek mümkün olmadığı gibi biri olmadan ötekini gerçekleştirmeye de imkan yok. Serbest ticaret ülkenin dünya piyasalarıyla bütünleşmesini sağlayarak üreticilere yeni pazarların kapılarını açıyor, tüketicilerin ayağına yeni seçenekleri getiriyor. Böylelikle ulusal kaynakların en etkin ve verimli şekilde kullanılması temin edilmiş oluyor ve toplumsal refahımız artıyor.

Buna karşılık yurtdışından gelen mallara her zaman “Bırakınız geçsinler.” demek mümkün değil. Nasıl serbest piyasa ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesi borçlar, ticaret ve rekabet hukuku gibi kuralları gerekli kılıyorsa serbest ticaretin de gerektirdiği kendine özgü düzenlemeler var. Merkezinde Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ile Tarifeler ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (GATT) yer aldığı ve ülkemizin de mensubu bulunduğu çoktaraflı ticaret sistemi işte bu düzenlemeleri kapsıyor.

DTÖ kuralları arasında haksız rekabet yaratan veya aniden artış gösteren ithalatın yerli üreticilere zarar vermesi veya bu tehlikeyi doğurması ihtimaline karşı başvurulabilecek bir dizi önlem de yer alıyor. Ticari savunma araçları olarak adlandırılan bu önlemler anti-damping, telafi edici önlemler ve korunma önlemlerinden oluşuyor.

GATT Madde VI ve Uygulanmasına dair Anlaşma bir şirketin bir malı kendi piyasasına sürdüğü fiyattan daha düşük bir fiyata ihraç etmesi, yani damping yapması durumunda malın satıldığı ülkenin ithalatta haksız rekabetin önlenmesi için bir soruşturma açıp gerekli görüldüğünde ilgili şirkete karşı telafi edici bir gümrük vergisi koymasına imkan tanıyor.

DTÖ Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması ise hükümetler tarafından verilen ihracat performansına bağlı veya üretimde ithal mal yerine yerli girdilerin kullanılmasını teşvik eden sübvansiyonları yasaklıyor. Yasak olmayan, buna karşın yine de diğer ülkelerin menfaatlerine zarar veren sübvansiyonlara karşı da soruşturma açılarak telafi edici önlemler getirilebiliyor.

Yerli üreticilere zarar veren ithalatın dizginlenmesi için illahi dampingli veya sübvansiyonlu olması gerekmiyor. Korunma Önlemleri Anlaşması ithalattaki ani artışların yürütülecek bir soruşturma sonucunda yerli üreticilere ciddi zarar verdiğinin anlaşılması durumunda ithalatın geçici olarak kısıtlanması mümkün. Kısıtlama gümrük vergilerinin arttırılması, kantitatif sınırlamalar, yani kotalar getirilmesi veya bu ikisinin bir karması şeklinde olabiliyor.

Korunma önlemleriyle yakından ilgili bir konu ise gözetim. Gözetim bir malın ithalatının geçmişe dönük veya ileriye yönelik olarak yakında izleme altına alınması anlamına geliyor. Gözetim önlemleri bir yandan ithalat prosedürlerini arttırırken öte yandan korunma riskinin habercisi işlevini görüyor. DTÖ İthalat Lisansları Prosedürleri Anlaşması bu tür işlemlerin genel olarak basit, şeffaf ve öngörülebilir tutulmasını hükme bağlıyor.

Tüm bu önlemlerin ortak özelliği ise geçici olmaları. Küreselleşen dünyada işletmeler için ayakta kalmanın yolu rekabet gücünü ayakta tutmaktan geçiyor. Ülkeler içinse serbest ticarete açık olmaktan.

Başlarken...

2002 yılının yaz ayları. İzmir’deki evimizin mutfağında, eskiden balkon olan, sonra aradaki duvarı kaldırıp mutfakla birleştirdiğimiz oturma köşesinde bağdaş kurmuş, bir kitaba gömülmüşüm. Marmara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Enstitüsü öğretim görevlilerinin hazırladığı, Emlak Bankası tarafından 1996 yılında basılan Gümrük Birliği Rehberi. Az sayıda basılmış, o da sağa sola dağıtılmış olsa gerek ki hiçbir kütüphane rafında görmediğim bir kitap. Ve daha önce okumadığıma ciddi ciddi hayıflandığım.

Boğaziçi’nde siyaset bilimi değil de iki yıllık bir dış ticaret bölümü okumuş olsam bana sıradan, çalışma hayatına atılmamış olsam kuru gelecek kavramlar belki: gümrük antrepoları, harmonize sistem, teknik mevzuata uyum... Ancak önümde yeni bir dünyanın kapısını açıyorlar şimdi.

Birkaç hafta sonra kitabı hazırlayan Avrupa Topluluğu Enstitüsü’nde yüksek lisansa kabul ediliyorum, birincilikle. Sait Akman’dan aldığımız uluslararası ticaret ve Avrupa Birliği politikaları dersleri en merakla takip ettiklerim. Ekonomi politik konusuna özel bir ilgisi var Sait Hoca’nın. Doktora tezinin önemli bir kısmını ayırdığı anti-damping bir yandan son derece teknik öte yandan bir o kadar politik bir ticaret politikası aracı olması nedeniyle dikkatimi çekiyor. Merakla okuyorum verdiği kaynakları, yenilerini buluyorum, açıp Avrupa Komisyonu’nun uzun uzun tüzüklerinin satır satır üzerinden geçiyorum.

Ders yılı bitiyor. Tez konum Devlet yardımları. İşim tarımla ilgili. Tam dış ticaret konularından koptum derken yeni bir işyeri çıkıyor karşıma. O zamanki adı Aslan Çamlıca Toksoy, şimdilerde ACT İstanbul Danışmanlık diye geçiyor. Aslında yine tarımla ilgili bir proje getiriyor bizi bir araya. Ancak bir an bir eleman sıkıntısı çıkıyor, ortaklardan Fevzi Toksoy yanıma gelip anti-damping işlerimiz var, bize yardımcı olabilir misin diye soruyor. Gerçeği söylemek gerekirse kağıt üzerinde farklı ülkeleri temsil eden iki yuvarlak çizip anti-damping nedir diye anlatmaya başladığında sıkılıyorum bayağı, ama kibarlıktan ses etmiyorum.

Üstelik anti-damping konusunda daha öğrenecek çok şeyim olduğu kısa zamanda çıkıyor ortaya. Makaleler, kararlar okumak iyi, ama önünüze faturalar, yazışmalar, istatistikler yığıldığında ne yapılacağını anlatmıyor size. Fermuar, patinaj zinciri, renkli televizyon, peluş ve tırtıl mensucat... Ard arda gelen soruşturmalar sayesinde bir şekilde kıvırıyorum işin ucunu.

* * *

İşte benim ticari savunma araçlarıyla tanışıklığım böyle. Şimdilerde yine ACT İstanbul’la birlikte çalışıyorum, elimde yine anti-damping dosyaları, üstelik yine Sait Hoca’dan ders alıyorum bu konuda, doktora dersi bu sefer.

Anti-damping konusunda araştırma ve danışmanlık yapan Cliff Stevenson’ın http://www.antidumpingpublishing.com/ adresli sitesinin de Türkiye muhabiriyim bu arada. Resmi Gazete’de İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğler yayınladıkça bu site için haber ve bilgi notları hazırlıyorum. Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği tarafından yayınlanan ve http://www.gozder.com/seroptik.asp adresinden erişilebilen Optik ve Optometri dergisinde de dış ticaret düzenlemeleri konusunda köşe yazılarım çıkıyor.

Bu esnada farkettim de Türkiye’de anti-damping veya genel olarak ticari savunma araçları üzerine bir internet sitesi yok. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın İthalat Genel Müdürlüğü’nün sayfaları var tabi. Orada burada yayınlanmış birkaç makale ve görüş bulmak da mümkün. Ancak konuyu farklı boyutlarıyla, derli toplu ve nesnel bir şekilde ele alacak bir bilgi kaynağı konusunda eksiklik çekiliyor.

Hal böyle olunca durumdan vazife çıkarmak düşüyor bana. Ticari Savunma Araçları işte bu nedenle karşınızda. Kısa bilgiler, köşe yazılarım, Türkiye’den ve dünyadan gelişmelerle sık sık güncellemeye çalışacağım bu günlüğü. İlgililerin ve meraklıların beğenmesi dileğiyle...